02 Şubat 2021

YAŞLI KADIN

 

Okullarda işlerin en yoğun olduğu zaman genelde eylül aylarıdır. Bir taraftan okula yeni başlayan öğrenciler ve velileri, diğer taraftan tatilden yeni dönmüş ve ders programlarının nasıl olacağını, okulda bu sene neler yapacağını planlayan öğretmenler. Bunlara ek olarak okulda birkaç gün önce göreve başlayan temizlik görevlisi, güvenlik görevlisi, kantincisi, hatta yeni atanan öğretmenler derken bir hengâmedir sürer gider.

 

İşte tam da böyle bir eylül ayında o esnada müdür yardımcısı odasında oturmakta olan müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcıları kapının çalmasıyla konuşmalarına ara verdiler. Pastel mavi renkli kapıdan 70-80 yaşlarında mahcup, eli yüzü düzgün, başörtülü bir teyze odaya girdi.


        - Okul müdürünü arıyorum. Kim acaba? diye usulca sordu. 

Oradakilerin bakışlarından okul müdürü olduğunu anladığı ve diğerlerinden daha genç olan adama yaklaştı:

- Oğlum biraz konuşabilir miyiz? dedi.

- Olur, teyzeciğim. İsterseniz yan taraftaki odama geçelim. dedi genç adam.

- Memnun olurum, diye yanıtladı kadın.

 

Arkadaşlarına da devam etmelerini söyleyerek yaşlı teyzeyle birlikte müdür odasına girdiler. Teyzeye misafir koltuğuna oturmasını rica etti, kendisi de koltuğuna oturdu.

 

- Teyzeciğim bir çayımı içersiniz değil mi? diyerek kendince, çay ikramının geri çevrilmesini zorlaştıran bir cümle ile misafirine ikramda bulunmak istedi.

 

- Oğlum çay için gelmedim. Ben yaşlı bir kadınım. Emekliyim ve kimseye de muhtaç değilim. Senden de bir şey istemek için falan gelmedim. dedi lafını hiç esirgemeden. (Genç adamın da hoşuna gitti. Belki de kendi annesi geldi gözünün önüne. Çünkü o da hiç bir zaman hiç kimseden lafını esirgemezdi. )Tebessüm ederek:

 

- Peki, teyzeciğim, öyleyse, senin için ne yapabilirim?

- Oğlum, benim bir çocuğum doktor, biri avukat bir diğeri de sizin gibi öğretmen. Ben zaten emekliyim. Sağ olsunlar hiç ihtiyacım olmasa da çocuklarım her aramalarında mutlaka sorarlar ve her gelmelerinde illa ki bana bir miktar harçlık vermeye çalışırlar. Üzülmesinler diye alırım. Sonra bu paraları sorup soruşturduğum ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya çalışırım. Şimdi de elimde kendi biriktirdiğim bir miktar para var. Ne yapacağımı düşünürken okulların yeni açıldığı ve  öğrencilerden ihtiyaç sahibi birilerinin olabileceği aklıma geldi. İşte bunun için de buraya geldim.

 

- Allah razı olsun teyzeciğim. Biz genelde bizden bir şeyler talep edilmesine alıştığımız için söylediklerine hem şaşırdım hem de sevindim doğrusu. Peki, senin aklında bu öğrencilerle ilgili nasıl bir yardım var acaba?

 

- Okul kıyafeti olmayan öğrencilere kıyafet alalım diye düşündüm aslında. Tabi siz daha iyi bilirsiniz ama.

 

 

- Estağfurullah teyzeciğim, siz nasıl isterseniz biz o şekilde bir yardım için elimizden geleni yaparız. Sizin fikriniz kıyafet olduğuna göre biz de kıyafet temini yoluna gideriz. Bildiğimiz birkaç tane ihtiyaç sahibi öğrenci var ve biz de bugün yarın onlara kıyafet temin edelim diyorduk zaten, tevafuk oldu. Önce kıyafet ihtiyacı olan başka öğrenciler de olup olmadığını tespit ederiz. Sonra da sizinle haberleşiriz. İsterseniz de bu öğrencilere kıyafetleri birlikte veririz. Hem kıyafetleri alan öğrencileri siz de gözünüzle görmüş okursunuz, ne dersiniz?

 

-  Hiç olur mu öyle şey müdür bey? Çocuklar beni görünce mahcup olurlar. Hem, her zaman "Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli," demez mi büyüklerimiz? diye itiraz etti yaşlı kadın. Sanki biraz şaşırmış, biraz da kızmıştı bu teklife.

 

-  Ama okul kıyafetlerini aldığımızı ve paranızı ihtiyaç sahibi öğrencilere harcadığımızı da görmüş olursunuz. (Aslında teyzenin bu sözüne çok mutlu olmuştu ama yine de teyzenin davranışının nedenini tam anlamak istiyordu ve devam etti sözüne) Yoksa benim veya bizim bu parayı nereye harcadığımızı, ihtiyaç sahibi öğrencilerin ihtiyaçlarının görülüp görülmediğini nereden bileceksiniz? dedi genç adam.

 

Teyze birden sesine daha ciddi bir hava katarak:

 

- Evlâdım, bu toprağın üstü varsa altı da var. Yaşam da, ölüm de insan için bu dünyada. Hem ahirette de hesap var. dedi kendinden emin bir şekilde.

 

Bu cümleler genç adamın çok hoşuna gitmişti. Hemen telefonu eline aldı ve dâhili hattan biraz önce odasında hep birlikte oturdukları müdür yardımcısını aradı. Kulağında tuttuğu telefon çalarken bir yandan da yaşlı kadını süzüyordu göz ucuyla.

 

- Gardaşım, dedi. Hemen odama gel. Bu teyze beni tehdit ediyor!

- Nasıl yani, anlamadım? diye soran arkadaşına:

- Gel, gel konuşmamız lazım. dedi gülerek.

 

O sırada yaşlı kadın da genç adamın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu.

 

Kapı açıldı ve odaya başka bir genç adam daha girdi. Okul müdürü:

 

- Teyzeciğim madem iş ciddi, o zaman bizim bir şahide ihtiyacımız var. Bu arkadaşım müdür yardımcımız. Hem şahidimiz olacak hem de seninle konuştuğumuz kıyafet işini, Allah’ın izniyle arkadaşımla ikimiz birlikte halledeceğiz. Sen merek etme.

 

- Ben nesini merak edeceğim ki oğlum?  Az önce de söyledim ya ahiret var, toprağın altı var. Benim size vereceğim üç kuruş para gerisini siz düşünün!

 

-Allah razı olsun teyzeciğim. O zaman şimdi birer çay içeriz artık. diyerek hemen üç çay istedi.

 

          Yaşananlardan çok memnun olduğu belli olan genç adam, müdür yardımcısı arkadaşına olan biteni hızlıca anlattı. Daha geçen gün okudukları hadis-i şerifi hatırladı ikisi de. "Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkmıştır. Kim bu dallardan birine tutunuyorsa, bu dal onu Cennete götürür.” diyordu Resulullah. Bu teyzenin ne kadar güzel bir insan olduğunu düşünüyorlardı belki de. Bunca kötülüğün, yozlaşmışlığın arasında tertemiz bir yürek. Hiç tanımadığı insanlara yardımcı olabilmek için çabalayan kocaman ve bir o kadar da merhametli bir yüreği olan bir insan, bir anneydi o.  


 Teyzenin bir zarf içerisine koyarak verdiği parayı saydılar. Mahallede bulunan ve böyle işlerde daha önce de yardımlarını esirgemeyen kıyafet mağazası sahibini telefonla arayıp durumu anlattılar.

 

 

Teyzenin parası yaklaşık 5-6 öğrenci kıyafetine yetiyordu. 10 öğrenci kıyafeti ve kırtasiye malzemesi ayarlamasını istedikleri mağaza sahibi "Biraz da bizim katkımız olursa kabul ederiz." diyerek yardımcı olabileceğini belirtti.

 

Bu konuşmalar yapılırken usulca çayını yudumlamakta olan teyze, konuşulanlardan duyduğu memnuniyeti mütebessim çehresiyle belli ediyordu.


Aslında bu genç adamlar için ilk değildi bu, son da olmayacaktı. Ne zaman böyle bir şey duysalar hemen yardıma koşuyorlardı. Çünkü onlar Bakara Suresi ‘nde geçen “Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık (Allah yolunda hayra, hayır işlerine) harcayanlar var ya, işte onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır”. Müjdesine kavuşmak isteyen bir neslin temsilcileriydi. Bu da gayet geçerli bir sebepti onlar için.

 

iki genç adam, aynı gün öğleden sonra 10 Öğrenci kıyafeti ve kırtasiye malzemesini mağazadan aldılar. Tespit edilen 10 öğrenciye bu kıyafet ve malzemeleri hemen ertesi gün  teslim ettiler.

 

Tabi ki teyzenin istediği şekilde. Hiç kimsenin haberi olmadan.


11 yorum:

  1. Allah razı olsun hocam kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Yine harikasın abim👍👏

    YanıtlaSil
  3. Kaleminize sağlık olsun hocam..

    YanıtlaSil
  4. İçinde ayetlerin, güzel kalpli insanların geçtiği bu güzel yazıyı okumak iyi geldi. Ellerine sağlık abi❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Allah razı olsun. İyi insanlar iyi ki varlar ELHAMDÜLİLLAH.

      Sil
  5. Tebrik ederim etkileyici🫶🏻

    YanıtlaSil
  6. Emeğine sağlık güzel insan.🙏🏻🧿

    YanıtlaSil

Katkıda bulunmak isterseniz lütfen çekinmeyin.

HASTANE

 Bugün akşam namazından sonra annemle birlikte geldik yine. Tıpkı yıllar önce annemle birlikte geldiğimiz gibi. Şimdiki çocuklar tablet, t...