04 Şubat 2021

MAHMUD ESAD COŞAN (RH.A.)

 

 

1998 yılının sonuna doğru ilk defa radyodan duydum sesini. Duru Türkçesi ve tok sesiyle güven veren bir konuşması vardı. Anlatımındaki sadelik ve konuşma tarzı, aktardığı bilgilerin daha sevimli ve kabul edilebilir olmasını sağlıyordu. İlkinde hangi konuyu dinlediğimi hatırlamıyorum ama o zamandan aklımda kalan "Avustralya Sohbetleri "ydi.

 

Fakülte 1. Sınıfta Bahçelievler Yurdu'nda kalıyordum.  Fakat aynı sınıfta olduğumuz ve ilk kayda gelirken tanıştığımız;  gün boyunca tüm kayıt işlemlerini birlikte yaptırdığımız Uğur, Adem ve Erol Cumhuriyet Caddesi üzerinde girişi işyerlerinin arasında, üst katı Milli Gençlik Vakfı olan binada oturuyorlardı. Son katta bulunan ve bir trenin kompartımanlarını andıran daire mutfak, tuvalet, banyo ve salon şeklinde koridorun sol tarafına sıralanmış odalardan oluşuyordu. Salon penceresi Cumhuriyet Caddesi 'ne, en başta ama aslında en arkada kalan mutfak penceresi ise iş yerlerinin arkasındaki metruk bir yapıya açılıyordu.

 

Bir gün okul çıkışı gittiğimiz ve ileride benim de evim olacak olan bu evden akşam ayrılmak üzereyken Akra FM 'de 30 dakikalık bir sohbetini hep beraber dinledik. "Allah’ım kim bu? Ne de güzel anlatıyor tane tane." diye geçirdim içimden. Sonra o gün tanıştığımız Vedat Abi bordo renkli Doğan 'ıyla beni yurda bıraktı. Bugünün hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri olacağını zamanla öğrenecektim.

 

Konuşmalarında ve yazılarında ilk dikkatimi çeken şey sözlerine hep dua ile başlıyor ve yine dua ile bitiriyordu. Aklımda kalan ve en çok kullandığı dua tamamlama cümlesi "Rabbim, cennetiyle ve Cemaliyle müşerref eylesin." cümlesiydi.

                                                                                                                           

Sonraki yıllarda okuduğum kitaplarında her zaman temiz, yalın bir Türkçe ve anlaşılır cümleler ile tercüme edilmiş ayetler ve hadislerden oluşan yazıları vardı. Kendisini dinleyen veya eserlerini okuyanlara da Türkçe kelimeler kullanmalarını, yabancı kelimelerin kullanımını terk etmelerini tavsiye ediyordu.

 

İlk defa duyduğumda şaşırdığım ve gerekliliğini yıllar sonra bile tekrar tekrar anladığım ve hatırladığım birçok tavsiyesi vardı. Dolar vb. yabancı paralar alınarak yatırım yapılmasının uygun olmadığını ve yatırım yapmak isteyenlerin altın alımı gibi başka alanlarda yatarım yapmaları gerektiğini ondan öğrendim.

 

Nerede olursanız olun tek başınıza hareket etmeyin. Müslümanlarla birlik olun. Hakkın, haklının yanında olun derdi her zaman. Gittiğiniz yerde hak namına ne iş yapılıyorsa, kim yapıyorsa dahil olun, katkı sağlayın, sevaba ortak olun. Bu işleri yapanlarla tanışın, onlarla birlik olun derdi. Bir tesbihin taneleri gibi olmayın, imamesinden çekilince o yöne giden, imamesi dağılınca dağılan tesbih gibi bir toplum olmayın. Her biriniz birer lider olun.

 

İslami bilgisinin yanında bir akademisyen, bir profesördü o. Hacı Bektaşi Veli 'nin Makalat adlı eserini Türkçe 'ye o kazandırmıştı mesela. Kısa bir araştırma ile ne kadar çok eser bıraktığını da öğrenmek mümkündür.

 

Aslında onun hakkında söylenecek, yazılacak o kadar çok şey var ki hangisini anlatacağımı bilemedim. Benim için önemini de gördüğüm bir rüya ile anlayayım: “Diyarbakır Ulu Cami'deyim. Avluda yürürken bir anda sesler duyuyorum ve etrafta bir koşuşturma oluyor. Bir panik, bir telaş olduğunu fark ediyorum ama ne olduğunu anlayamıyorum. Ayak sesleri ve koşuşturma çoğalıyor. Rüya bu ya aslında Filistin 'de olduğunu ve etrafımızın israil askerleri tarafından sarıldığını, camiye bir operasyon olacağını söylüyorlar. Şaşırıyorum tabi. Ne yapacağımı, nereye gideceğimi düşünürken birden onu görüyorum.  Sağ elinde bir baston, beyaz uzun bir kıyafet ve başında sarığı ile şadırvanın sağ tarafından bahçenin sonuna doğru ilerliyor. Sonra bana doğru dönüyor ve "Gel elimi tut. Sorarlarsa bu benim babam dersin." diyor. Gidip elini tutuyorum ve endişelerim bir anda azalıyor sanki." ve uyanıyorum. O kadar mutlu oluyorum ki, keşke hiç uyanmasaydım diyorum.

 

Ve bir gün vefat haberini alıyoruz ta Avustralya 'dan. Bir cami açılışına giderken trafik kazası sonucunda damadı Ali Rıza beyle ikisinin vefat ettiklerini öğreniyoruz. Tabi "Ölüm, ölene bayram..." biz üzülüyoruz.

 

Birçok kitabını, kitap hâline getirilen makale ve konuşmalarını okuduk, istişaresini yaptık dostlarla. Biliyorum ki bugün burada ne yapıyorsam veya yapmıyorsam hepsinde hayır namına bir katkısı, etkisi veya rehberliği olmuştur.

 

Rabbim, gani gani rahmet eylesin. Cennetiyle Cemaliyle müşerref eylesin inşaallah.

 

4 Şubat 2021

2 yorum:

  1. Emeğine bilgine düşüncene ve ellerine sağlık abiciğim,Mekânı cennet olsun inşallah🤲🏻🤲🏻

    YanıtlaSil

Katkıda bulunmak isterseniz lütfen çekinmeyin.

HASTANE

 Bugün akşam namazından sonra annemle birlikte geldik yine. Tıpkı yıllar önce annemle birlikte geldiğimiz gibi. Şimdiki çocuklar tablet, t...