24 Ocak 2021

GAFFAR OKKAN

 

       Bahçelievler Mahallesinde, önünde fıstık ağacı olan 2 katlı balkonlu evimizde, olanca telaşımla hazırladığım ucuz, kahverengi valizimi ve haki sırt çantamı tıka basa doldurdum yine. Sonra, öğrenim kredisi ile aldığım hepsi siyah renkli olan boğazlı kazağımı, pantolonumu, (suni) deri ceketimi ve ayakkabılarımı giyerek beton merdivenlerden indim. Bahçeden geçerek bahçe kapısının önüne çıktım ve servisin gelmesini beklemeye başladım. Yanımda kim verdi hatırlamıyorum şimdi ve belki de tektim servis gelene kadar.

 

Bir süre sonra gelen otogar servisine bindim ve ablamın yanına oturdum. Havadan sudan konuştuk otogara gidene kadar. 

 

Otogara varınca Lüks Siirt Seyahat 'in "Sayın Yolcular" ı olarak otobüsteki yerlerimizi aldık. 18.00 gibi hareket eden otobüs önce Kurtalan' a ardından da Batman 'a uğradı.  Batman 'da biraz daha uzun kaldık Kurtalan 'a kıyasla...

 

Her şey normal gidiyorken yolculuğumuzun üç buçuk ya da dördüncü saatinde birden yolda bir hareketlenme olduğunu gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, yavaşlayan otobüsün içinden kalabalık bir araç kuyruğu olduğu da görülüyordu ileride. 

Diyarbakır 'a girmek üzereydik ve yıllardır birçok polis veya askeri arama noktasında durmanıza rağmen ilk defa böyle bir kalabalık görüyordum sanırım. Durduk. Otobüsten indik sonra.  Tekrar otobüse binmemiz söylendi. Hareket ettik ve sonra çift şeritli bir yan yola yönlendirilerek uzun araç kuyruğunu takip ettik.

 

Tüm yolcular gibi ben de  merak içindeydim. Hepimiz etrafımıza bakıyor ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Yaklaşık 2 saat o yan yolda kımıl kımıl ilerledikten sonra, aslında araçları kontrol edebilmek için bir nevi suni sarmal oluşturulduğunu gördüm. (Yıllar sonra Burdur 'da da benzer bir sarmal görmüştüm. Onu da sonra anlatırım inşaallah.)Bu yolun sonunda başladığımız noktanın karşı şeridine ve askerlerin olduğu noktaya ulaşmıştık. Otobüsümüzdeki tüm yolcuların kimlikleri toplandı. Bagaj kapağını açması söyledi kaptana. Bagajlar tek tek dikkatli bir şekilde ve yanlış hatırlamıyorsam köpekler eşliğinde arandı. Hiçbirimiz ne olduğunu tam olarak bilemiyor ve meraklı gözlerle etrafa bakıyorduk.

 

Ve sonra kim söyledi bilmiyorum; bir terör saldırısı olmuş dediler. Birileri emniyet müdürünün konvoyuna saldırmış. Ne emniyet müdürünün ne de yanındakilerin akıbetini bilmiyorduk henüz.

 

Arama bitince bir asker otobüse binerek kimliklerimizi de verdi ve yola devam ettik. Adana 'ya doğru sevinç ve coşkuyla başlayan yolculuğumda bir anda coşkumu kaybettim ve lanet okudum bu işleri yapanlara, göz yumanlara, destekleyenlere, hatta ve hatta sempati duyanlara bile.

           

Sabah namazı vardık memlekete. Erkenden eve ulaştık. Ve gün içinde öğrendik ki o günlerde Diyarbakır ’da "Devletin Gülen Yüzü" olarak bilinen, "Gaffar Baba" diye çağrılan Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve  5 polis memuru (Bir tanesi Adana Kozanlı) şehit edilmişti.

Peki, kimdi bu emniyet müdürü? Sakarya'nın Hendek ilçesinde 1952 yılında dünyaya gelen Ali Gaffar Okkan, 1970'te Polis Kolejini, 1973'te Polis Akademisini bitirmiş, İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atandıktan sonra emniyet amirliği rütbesi alana kadar çeşitli birimlerde görev yapmış, 1993'te Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi etmiş ve Kars Emniyet Müdürü olarak atanmıştır. 

Rahmetli Ali Gaffar Okkan 'ın adı, 18 Kasım 1997'de Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak göreve başladıktan sonra kentte ilklere ve önemli başarılara imza atmasıyla gündeme gelmiştir.

Daha sonraki yıllarda dizilere, filmlere ve belgesellere konu olan bu şehadet haberini Üniversite 3. Sınıfta Siirt' ten Adana'ya gelirken böyle öğrendim işte.

Şüpheli bir şekilde gerçekleştiğini daha sonra öğrendiğim Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile polis memurları Sabri Kün, Selahattin Baysoy, Mehmet Kamalı, Mehmet Sepetçi ve Atilla Durmuş'un şehit edilmesi, polis memurları Nuri Bozkurt, Fatih Gökçek, Veli Göztepe, Mustafa Dinçer ve Selim Şişman 'ın ise yaralanmalarıyla sonuçlanan hain saldırı olayında hiç kimse 20-30 kişilik bir suikast timinin; ülkenin istihbarat timlerine yakalanmadan Diyarbakır 'daki elektrik şebekesini keserek, yanındaki koruma ordusuna rağmen 430 mermi ile Gaffar Okkan 'ı şehit edişine ve suikast sonrası şüphelilerin tutuklanamayışına cevap veremedi hâlâ.  

Rabbim Ali Gaffar Okkan ve 5 silah arkadaşı ile tüm Şehitlerimize rahmet eylesin. Birliğimize ve dirliğimize kastedenleri de Kahhar ismiyle kahreylesin inşaallah.

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Katkıda bulunmak isterseniz lütfen çekinmeyin.

HASTANE

 Bugün akşam namazından sonra annemle birlikte geldik yine. Tıpkı yıllar önce annemle birlikte geldiğimiz gibi. Şimdiki çocuklar tablet, t...