Bahçelievler Mahallesinde,
önünde fıstık ağacı olan 2 katlı balkonlu evimizde, olanca telaşımla
hazırladığım ucuz, kahverengi valizimi ve haki sırt çantamı tıka basa doldurdum
yine. Sonra, öğrenim kredisi ile aldığım hepsi siyah renkli olan boğazlı
kazağımı, pantolonumu, (suni) deri ceketimi ve ayakkabılarımı giyerek beton
merdivenlerden indim. Bahçeden geçerek bahçe kapısının önüne çıktım ve servisin
gelmesini beklemeye başladım. Yanımda kim verdi hatırlamıyorum şimdi ve belki
de tektim servis gelene kadar.
Bir süre sonra gelen otogar servisine bindim ve ablamın yanına oturdum.
Havadan sudan konuştuk otogara gidene kadar.
Otogara varınca Lüks Siirt Seyahat 'in "Sayın Yolcular" ı olarak
otobüsteki yerlerimizi aldık. 18.00 gibi hareket eden otobüs önce Kurtalan' a
ardından da Batman 'a uğradı. Batman 'da biraz daha uzun kaldık
Kurtalan 'a kıyasla...
Her şey normal gidiyorken yolculuğumuzun üç buçuk ya da dördüncü saatinde
birden yolda bir hareketlenme olduğunu gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalışırken,
yavaşlayan otobüsün içinden kalabalık bir araç kuyruğu olduğu da görülüyordu
ileride.
Diyarbakır 'a girmek üzereydik ve yıllardır birçok polis veya askeri arama
noktasında durmanıza rağmen ilk defa böyle bir kalabalık görüyordum sanırım. Durduk.
Otobüsten indik sonra. Tekrar otobüse binmemiz söylendi. Hareket
ettik ve sonra çift şeritli bir yan yola yönlendirilerek uzun araç kuyruğunu
takip ettik.
Tüm yolcular gibi ben de merak içindeydim. Hepimiz etrafımıza bakıyor
ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Yaklaşık 2 saat o yan yolda kımıl kımıl
ilerledikten sonra, aslında araçları kontrol edebilmek için bir nevi suni
sarmal oluşturulduğunu gördüm. (Yıllar sonra Burdur 'da da benzer bir sarmal
görmüştüm. Onu da sonra anlatırım inşaallah.)Bu yolun sonunda başladığımız noktanın
karşı şeridine ve askerlerin olduğu noktaya ulaşmıştık. Otobüsümüzdeki tüm
yolcuların kimlikleri toplandı. Bagaj kapağını açması söyledi kaptana. Bagajlar
tek tek dikkatli bir şekilde ve yanlış hatırlamıyorsam köpekler eşliğinde
arandı. Hiçbirimiz ne olduğunu tam olarak bilemiyor ve meraklı gözlerle etrafa
bakıyorduk.
Ve sonra kim söyledi bilmiyorum; bir terör saldırısı olmuş dediler. Birileri
emniyet müdürünün konvoyuna saldırmış. Ne emniyet müdürünün ne de
yanındakilerin akıbetini bilmiyorduk henüz.
Arama bitince bir asker otobüse binerek kimliklerimizi de verdi ve yola
devam ettik. Adana 'ya doğru sevinç ve coşkuyla başlayan yolculuğumda bir anda
coşkumu kaybettim ve lanet okudum bu işleri yapanlara, göz yumanlara, destekleyenlere,
hatta ve hatta sempati duyanlara bile.
Sabah namazı vardık memlekete. Erkenden eve ulaştık. Ve gün içinde öğrendik
ki o günlerde Diyarbakır ’da "Devletin Gülen Yüzü" olarak bilinen, "Gaffar Baba" diye çağrılan Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memuru (Bir
tanesi Adana Kozanlı) şehit edilmişti.
Peki, kimdi bu emniyet müdürü? Sakarya'nın Hendek ilçesinde 1952
yılında dünyaya gelen Ali Gaffar Okkan, 1970'te Polis Kolejini, 1973'te Polis
Akademisini bitirmiş, İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak
atandıktan sonra emniyet amirliği rütbesi alana kadar çeşitli birimlerde görev
yapmış, 1993'te Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi etmiş ve Kars Emniyet
Müdürü olarak atanmıştır.
Rahmetli Ali Gaffar Okkan 'ın adı, 18 Kasım 1997'de Diyarbakır Emniyet
Müdürü olarak göreve başladıktan sonra kentte ilklere ve önemli başarılara imza
atmasıyla gündeme gelmiştir.
Daha sonraki yıllarda dizilere, filmlere ve belgesellere konu olan bu
şehadet haberini Üniversite 3. Sınıfta Siirt' ten Adana'ya gelirken böyle
öğrendim işte.
Şüpheli bir şekilde gerçekleştiğini daha sonra öğrendiğim Diyarbakır İl
Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile polis memurları Sabri Kün, Selahattin
Baysoy, Mehmet Kamalı, Mehmet Sepetçi ve Atilla Durmuş'un şehit edilmesi, polis
memurları Nuri Bozkurt, Fatih Gökçek, Veli Göztepe, Mustafa Dinçer ve Selim
Şişman 'ın ise yaralanmalarıyla sonuçlanan hain saldırı olayında hiç kimse
20-30 kişilik bir suikast timinin; ülkenin istihbarat timlerine yakalanmadan
Diyarbakır 'daki elektrik şebekesini keserek, yanındaki koruma ordusuna rağmen
430 mermi ile Gaffar Okkan 'ı şehit edişine ve suikast sonrası şüphelilerin
tutuklanamayışına cevap veremedi hâlâ.
Rabbim Ali Gaffar Okkan ve 5 silah arkadaşı ile tüm Şehitlerimize rahmet
eylesin. Birliğimize ve dirliğimize kastedenleri de Kahhar ismiyle kahreylesin
inşaallah.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Katkıda bulunmak isterseniz lütfen çekinmeyin.