30 Ocak 2021

HALLAÇ

 

   

            Birçoğumuzun unuttuğu veya hayal meyal hatırladığı, şimdiki çocukların zaten bilmediği ama bizi çocukluğumuza götüren; sokaklarda yankılanan ve tam da ne dediğini anlayamadığım "Paoumuotturouooo!" benzeri bir sesle kendi sokağımıza geldiğini anladığımız bir zanaatkârdan bahsedeceğim.

 

            Yaşı 79 olmasına rağmen Yemliha Amca yaklaşık 6 km yoldan, emektar kırmızı Bisan bisikleti ve en az onun kadar eski yayı (pamuk atarken kullandıkları araca yay deniyormuş) ile evimize konuk oldu bugün.

 

            Birkaç gün önce telefonla görüştük. Sabah yedi gibi sokağın başında buluşup eve getirecektim onu. Sabah aradım, “Evden çıktı, şimdiye varmıştır. Bizim adam cep telefonu falan kullanmaz ki.” diyen eşinden öğrendim cep telefonu kullanmadığını. Hızlıca sokağın başına çıktım. "Kim olduğunu da bilmiyorum. Nasıl bulurum bu adamı?" derken karşı kaldırımda yönü diğer tarafa dönük beklerken gördüm. Tabi yalnız değildi. Emektar bisikleti ve bisiklete asılı yayı da yanındaydı. Ne kadar zamandır beklediğini bilmediğim için biraz mahcup oldum aslında. Namazdan sonra uyumadığından erkenden çıkarak yavaş geldiğini anlattı. Yürüyüp karşıya geçtik. Birlikte eve doğru yol aldık.

 

             Yaşından beklenmeyen bir enerji ile bisikletini avluya aldı. Ne kadar pamuk olduğunu sordu. Hemen başlarsak öğleye kadar bitirebileceğini söyledi. Pamuk çuvallarını getirdik. Asma çardağımızın altına kocaman bir savan sererek pamukları onun üzerine döktük.

 

            Bir yandan emektar yayını kuruyor, diğer yandan da bize pamuk çuvallarını kontrol ettiriyordu. Elimizle bir miktar açmamız gerektiğini anlatıyordu. Şöyle yakından bakınca yüzündeki ve ellerindeki çizgilerden, yılların ona çok da dostça davranmadığı görebiliyorduk. Ama o her şeye rağmen neşeli ve hayat doluydu.

 

            Sesi, eski Türk çalgılarını andıran yayı ile pamukları kabartıp havalandırırken, bir taraftan da çocuklara ve bizlere takılıyor şakalar yapıyordu. Cümlelerinde kullandığı kelimeler şimdilerde kitaplardan okuduğumuz, günlük hayatta uzun zamandır duymadığımız ama aslında tanıdığımız sözcüklerdi. Arı bir Türkçe kullanıyordu. “ …olsun yumuşumuzu dinliyor. bu hastalıktan yevmiye iki hap içiyorum. Yol çatına varınca... Şu tarafa bir dayak koyarsak sağlam olur. Düneğin de başka yerde çalıştım. Yazın da kayısı gak ettik. Okuntu gelmiş diye mecbur düğüne gittik. Bazen pambık da sasımış oluyor. Ulan çocuk da tezmiş ama... Bu döşek daha yeğni gibi. Baltayı da yülütmesen olmuyor.” Cümleleri aklımda kalanlar.

 

O bizimle böyle konuşurken, hanımla birbirimizin gözüne baktık, dayanamadık bazen çocuklarımıza " "Bak amca ne diyor?” dedik. 

 

Aslen Malatya Darendeli olduğunu, yaklaşık 40 yıldır bu işi yaptığını öğrendik. Bu işin Geleneksel Bir Türk Zanaatı olduğunu konuştuk.

O bize sordu, biz anlattık. Biz ona sorduk o anlattı. Biz onu çok sevdik çünkü o sadece pamuklarımızı kabartmadı. O bize çocukluğumuzu, eski evimizi, anne babamızın gençliğini getirdi emektar bisikletinin heybesinde...

İyi ki geldin Yemliha Amca. Var ol. Allah razı olsun.

Bir nostalji yaşamak ve pamuklarınızı da "Paoumukatturooo"cu da attırmak isterseniz haberleşelim.

(1 Haziran 2020 ADANA) 

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Katkıda bulunmak isterseniz lütfen çekinmeyin.

HASTANE

 Bugün akşam namazından sonra annemle birlikte geldik yine. Tıpkı yıllar önce annemle birlikte geldiğimiz gibi. Şimdiki çocuklar tablet, t...