29 Eylül 2025

ÇIRPINIRDIN KARADENİZ

 Okul servislerinin olmadığı, yağmurlarda gocuğumuzu giydiğimiz halde ıslanarak okulumuza gittiğimiz, mahallede bisiklete binip çocuklarla oyun oynadığımız  günlerdi.

Babamın simsiyah saçlarının ve kara bıyıklarının olduğu, onu çok sevdiğimiz ama ölesiye korktuğumuz günlerdi o zamanlar.

Vardiyalı çalışırdı Babam. 3-11 vardiyasında gece 11 buçukta eve gelirdi. Gencecik bir kadın olan annem, babam gelmeden yemeğini hazırlar ve küçük alüminyum çaydanlığında bir demlik çayını hazır ederdi.

Çok zaman uyumaz babamın eve gelişini beklerdim. Gecenin bir vakti onunla birlikte yemek yer, onunla birlikte otururdum. Daha Önder bile doğmamıştı o zamanlar.

Gece vardiyası zamanlarında, gündüz uyuduğu için evde durmazdık. Bilirdik uykusu çok hafifti. En ufak bir tıkırtıda bile uyanır, yorgunluk ve uykusuzluktan kan çanağına dönen gözleri ile etrafa bakardı. Tabi biz de büyük bir suçluluk ve pişmanlıkla hemen uyuduğu yerden uzaklaşır, babama görünmemeye çalışırdık.

Yaz mevsimiydi. Bir hafta sonu, "Seninle bir yere gidelim,."dedi. Çok sevindim. Babamla birlikte vakit geçirecektim ne de olsa. Şimdi bu yaşımda bile annem ve babamla vakit geçirmek ayrı bir keyif olsa da sanırım çocuk olmanın verdiği heyecan ve mutluluğu tahmin edersiniz.

O gün geldiğinde annem, babam, ablam ve ben hep birlikte kahvaltımızı yapıp öğle yemeğimizi yedik. Akşam üzeri "Hadi gidiyoruz." diyen babamın  güven veren sesiyle yola çıktık.

Bilenler bilir, şimdiki Sabancı Merkez Camii' nin yerinde otogar, otogarın karşısında lunapark, küçük bir hayvanat bahçesi (biz çocukların gözünde Atatürk Orman Çiftliği kadar büyük olsa da...) ve anfi tarzında yine küçük bir konser alanı vardı.

Oraya vardığımızda büyük bir kalabalık coşkuyla ve aceleyle konser alanına girmeye çalışıyordu. Biz de bu hengâmenin içinden geçerek konser alanındaki yerimizi aldık.

Başta sahneye çıkan sanatçılar bir takım şarkılar, türküler falan okudular ama hiç de ilgimi çekmedi. Sonra başka bir sanatçı daha çıktı sahneye ve ne olduysa işte o zaman oldu. İlk söylediği parçaları inanın ki hiç hatırlamıyorum. Fakat bir parça bir anda tüylerimin diken diken olmasına neden oldu. Tok sesi ile "Selam Türkün Bayrağı'na!" dediği anda kulak kesildim. Sanki bu marşı yıllardır biliyormuşum da şu anda yeniden hatırlıyormuşum gibi bir coşku sardı içimi. Beklediğim, özlediğim bir diyardan güzel bir haber almışçasına coşkuyla dinledim ve eşlik ettim.

Etrafımdaki gençler ayağa kalkarak ellerini, kollarını sallıyor ve parmaklarıyla bir şeyler yapıyorlardı. Babam bana baktı, güldü ve "Bak böyle yapacaksın." diyerek ilk  "BOZKURT" işaretimi yapmama yardımcı oldu.

Ozan Arif 'i de ilk defa bu konserde görmüştüm. Siyah saçları ve bir Ülkücü Bıyığı 'ndan çok (kızmayın ama) komünist bıyığını andıran kalın biyiklariyla çıkmıştı sahneye.

Şimdi ne zaman "Çırpınırdın Karadeniz" marşını dinlesem o günlere giderim. Sonrasında daha nice konserlere gittik ailecek veya Babamla, hatta arkadaşlarımla. Ama o gün yüreğimdeki tohumun filizlendiği gündü belki de.

Sağ ol, var ol Babam. İyi ki o gün oraya götürdün beni. Gözün asla arkada kalmasın. Bize öğrettiğin ilkeler bir ömür bizlerle yaşayacak ve evlatlarımızla gelecek nesillere aktaracağız inşallah.

Ve...

İyi ki varsın ve hep VAR OLASIN!

Rabbim büyüklerimize hayırlı ömürler versin inşallah.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Katkıda bulunmak isterseniz lütfen çekinmeyin.

HASTANE

 Bugün akşam namazından sonra annemle birlikte geldik yine. Tıpkı yıllar önce annemle birlikte geldiğimiz gibi. Şimdiki çocuklar tablet, t...