Bu mahalleye taşınalı çok olmamıştı. Eski mahallesinin aksine; asfalt veya parke sokaklar yoktu. Birçok arazi olmasına rağmen tek tük evler vardı etrafta ve sokaklar o kadar uzun da değildi.
Sabah erkenden uyandı. Mavi önlüğünü üzerine, siyah plastik çizmelerini ayaklarına giydi. Mahalledeki diğer çocuklarla beraber stabilize yoldan okula doğru yürümeye başladılar. Yağan yağmurlar yüzünden sokaklar çamur ve su ile kaplıydı. Kimi zaman konuşarak, kimi zaman koşarak geçtikleri sokaklarda okula çok yaklaşmışlardı ki birkaç çocuğun diğerlerinden farklı bir şeyler yaptığını fark ettiler.
Her gün geçtikleri bu yolun kenarında küçük bir limon ağacı vardı. Bugün ağaca yaklaştıklarında önlerindeki çocuklardan bazılarının limonlardan kopardıklarını gördü. Onlara bakarak okula doğru yürüdüler. Sonraki gün yine bir kaç çocuğun aynı ağaçtan limon kopardığına şahit oldu. O zaman biraz düşündü fakat ancak ertesi gün cesaretini topladı ve o da diğer çocuklar gibi bu ağaçtan (sadece bir tane) limon alıp çantasına saklayarak okula gitti. Akşam eve döndüğünde çok heyecanlıydı. Bir bıçak ve heyecanının sebebi olan o limonu da alarak annesinin yanına gitti. Annesi sedirde oturmuş akşam yemeği hazırlıkları yapıyordu. Annesine seslenerek onun için bir şey getirdiğini söyledi. Onu dikkatlice süzdükten sonra limonu nereden aldığını soran annesine bakakaldı. Bu sorunun sorulabileceğini biliyordu aslında ama sorulmaz diye de düşünüyordu için için.
Önce ne cevap versem, ne yalan söylesem diye aklından geçirirken sonra doğruyu söylemeye karar verdi. Birkaç gündür yaşadıklarını annesine anlattı. Annesi onu sükûnetle dinledi ve gelip yanına oturmasını söyledi. Önce, yaptığı bu davranışın yanlış olduğunu, o ağacın kendilerine ait olmadığını, ağaç veya limon için hiç bir emek vermediklerini, bu yaptığının küçük de olsa bir hırsızlık olduğunu, hırsızlığın insanlar ve toplum üzerindeki kötü etki ve sonuçlarını anlattı. Sonra da bu davranışı bir daha tekrar etmemesi gerektiğini uzun uzun tembihledi annesi. Bir anda elindeki bıçaktan ve limondan bile utandığını, vücudundaki bütün kanın yüzüne doğru hareket ettiğini ve boynundan yukarısının neredeyse alev alacak derecede ısındığını hissetti. Bu, onun vücudunun, ruhundaki utanç ve pişmanlığı dışa vurmak için gösterdiği tepkiydi…
Yıllar sonra bile bir hakkaniyet olgusu gündeme geldiğinde gözünde canlanan bu tablo, ona yol gösterici oluyordu. Bugün karşılaştığı birçok olayda doğru kararlar vermesini sağlayan bu olayı ve annesini tebessümle hatırladı.
Bilinçli bir annenin kul hakkına, toplumsal yaşamdaki dengelere dair çocuğunun minicik ruhuna yaptığı doğru dokunuş bir insanın hayatına nasıl da doğru bir yön veriyor, diye düşündü.
Tebrikler güzel olmus abi😎👍🏻
YanıtlaSilTeşekkür ederim 🥰
YanıtlaSil