27 Temmuz 2022

ARKADAŞLIK "PEKEYİ" DEMEKLE KAİMDİR

O sabah Uğur, Zeynel Hoca, Vedat Abi, Ben ve adını hatırlamadığım bir imam arkadaş Vedat Abimin bordo renkli Tofaş marka arabasına binip Şirvan 'a gitmek üzere yola çıktık. 

Zeynel Hoca Siirt 'e yeni atanmış bir imam, yanında da başka bir imam arkadaşı var. Uğur ve Ben fakültede aynı sınıftayız ve aynı evde kalıyoruz. Vedat Abimiz daha sonra il müdürü olacağı Orman İşletme Müdürlüğü 'nde o zaman şef olarak görev yapıyor.

Yolculuğumuzun sebebi Siirt merkezdeki eğitimlerinin ardından Şirvan 'ın köylerinde göreve başlayacak olan Zeynel Hoca ve arkadaşını köylerine ulaştırmak ve tabii ki bu vesile ile de Şirvan ve civarını gezip görmekti. 

Yolculuk boyunca çok güzel bir sohbet ve muhabbet ortamımız oldu. Siirt 'in güzelliğinden, internetin yavaşlığına kadar -ki o zamanlar çevirmeli ağ falan var- uzun uzun sohbet ettik.  İlkbahardı, yol kenarındaki ağaçların yeşil yaprakları üzerlerindeki beyaz meyve çiçeklerinden seçilmeyecek kadar çiçekli ağaçlar, yol kenarındaki otlar yağışlı geçen bir mevsim sonra yer yer diz boyu uzamış, tepelerin bir çoğu ağaçsız olmasına rağmen alabildiğine yeşildi. İşte bu yolların kenarındaki çeşmelerden su içtik, bir tepenin yamacına taraçalarla özenle yapılmış toprak evleri seyrederek yol aldık.

Şirvan 'a ne kadar yolumuz kaldığını düşünürken Vedat Abi 'nin "Size bir balık yedireyim mi?" cümlesiyle hemen yanımdakilere baktım. Öğrenci olmanın da verdiği iştahla teklifi kabul edebileceğimizi söyledim. Diğerleri de aynı fikirde olunca yol üstündeki sanırım Taşlı köyündeki alabalık tesisinde durduk.

Balıklar, ortam, sohbet harikaydı. Soğuk sularıyla gürül gürül akan dere bana köyümüzü hatırlattığı için biraz daha sevmiştim burayı. 

Balıklarımızı yedik, çaylar içildi ve o an çok da uzerinde durmadigim basit bir cümle gibi "Bir ara çocukları da mi getirsem buraya? Hem gezmiş olurlar hem de bu güzel baliklardan onlar da yerler. Yengeniz de beğenir burayı. " deyiverdi Vedat Abi.

Sonra arkadaşları köylerine götürdük falan ama benim için bu gidişte yolun ve yolcuların pek bir önemi kalmadı bir süre sonra. Çünkü Vedat Abimin cümlesi kafamda dönmeye başlamıştı. Arkadaşlık, dostluk, kardeşlik ve ağabeylik nedir bu cümle ile zihnimde harika bir yer edinmişti. 

Ailesini bile getirmediği bir yere ilk defa bizleri getiriyordu ve konuşmasından anlıyordunuz ki bu gayet olagan, yapılması gereken bir davranıştı onun için. İşte o zaman demek ki doğru dostlar edinmisim ELHAMDÜLİLLAH dedim içimden. Bu gezinin benim yaşamındaki etkisi bakimindan en kârlı yanı da sanırım bu olmuştu. 

Ve şimdi Merhum Zahid Kotku'dan öğrendiğimiz meşhur sözle ilgili taşlar da yerine oturmuştu. Ne demişti mübarek:"Arkadaşlık pekeyi demekle kaimdir! " Biz bu sözde geçen arkadaşlığı işte şimdi öğrenmiştik.

Bu vesileyle başta Vedat Abim olmak üzere tüm arkadaşlarıma ve dostlarıma selam ediyorum.

23 Temmuz 2022

BİR MEZUNİYET HİKAYESİ Mİ?

 Fakülte son sınıfın son günlerindeyiz. Öğrenci evinde kalıyoruz. Artık mezun olduğumuz kanaati hasıl olunca akşamları grup grup toplaşıp çay- muhabbet eskileri ve gelecek planlarımızı konuşuyoruz. Muhabbet muhabbeti açtı, sonra laf döndü dolaştı ve mezuniyet törenine geldi. 

Törene katılıp katılmayacağımızı konuşmaya başladık. Hafızam beni yanıltmıyorsa 25 -30 arkadaş varız bizim evde. 

Uğur, Adem, Murat, Bayram, diğer Adem, İsmail, Feyzullah, Bekir, 2 Hasan, Fikret, Rahmetli Ramazan şu anda hatırlayamadığım son sınıf öğrencisi bir çok arkadaşımız var.

Sonra dekandan, uygulamalarından, bizlere karşı önyargısından falan bahsettik uzun uzun. (Bir gün sınıfımıza gelerek bizlere açık açık tehdit etmişliği bile vardı 28 Şubat rüzgarlarının verdiği güç ile...) Ortak bir karar alalım dedik. 

Sonrasında mezuniyet programına katılmama kararı aldık. Diplomalarımızı almaya gidecek ve sonrasında bir kaç hocamızla  ve arkadaşlarımızla görüşüp dönecektik. Gece geç saatlere kadar oturduk ve bu karar üzerinde hemfikir olarak dağıldık.

Ev arkadaşlarım ile sabah erkenden değil de öğleye doğru fakülteye gittik. Fotoğraf çekilenler, kep atanlar, ailesiyle veya arkadaşlarıyla mutluluğunu paylaşanlar herkes mezuniyet telaşında. Birden gözüme bir şey takıldı. Aslında gözlerime inanamadım desem daha doğru olacak sanırım. Akşam birlikte muhabbet ettiğimiz, kendimizce ortak kararlar aldığımız ve bu kararları alırken cümlelerini en yüksek perdeden ifade eden arkadaşlarımızdan bazıları baş köşede yerlerini almış, cüppe ve keplerini giymiş hazır ve nazır bekliyorlardı.

Şimdi durup dururken bunlar nereden aklıma geldi? Bilmem, sürekli birlikte hareket etmek gerektiğini söyleyen sendikalar ve stklar, birleşip tepki verilmesi gerektiğini söyleyen meslektaşlarım... liste uzayıp gider.

Ama hikaye yukarıdaki kadar. Siz siz olun el sözüyle, başka birilerinin galeyana getirmesiyle hareket etmeyin. Kararlarınızı kendiniz verin ve sonuçlarına hazır olun. Ama bunları tek başınıza yapın.

Unutmayın; kuş konduğu dalın kırılmasından korkmaz çünkü güvendiği şey ağaç değil kendi kanatlarıdır.

15 Temmuz 2022

15 TEMMUZ

 Gündüzünde Çiftlik Yolu 'ndaki ünlü tatlicidan "Limonlu mu yoksa, kavunlu mu dondurma alalım?" dediğimiz, avm gezip, parkta çocuklarla eğlendiğimiz günün akşamında ne yaptım?

22.30 civarı döndüğümüz evimizde, her yaz mevsimi olduğu gibi sıcak balkonumuzda serin serin yatabilmek için yatakları hazırlarken bir taraftan da akıllı telefonlarımızdan sosyal medyayı kurcalıyorduk. Önceki günlerde çeşitli sıkıntılar yaşadığımız ülkemde bomba ihbarları vs. garip şeyler olduğu bir zaman dilimiydi. İlerleyen dakikalarda İstanbul 'da Boğaz  Köprüsü 'nün tek yönlü trafiğe kapatıldığı haberini okudum, izledim. Sonra Rabia 'nin "Hayırdır inşallah, haberlerde garip bir şeyler var sanki sen biliyor musun?" demesi üzerine televizyonu açtık saat 23.30 civarıydı sanırım. Kesin bir şey söylenmemekle birlikte sıkıntılı  bir durum olduğu netleşmişti artık. Ama ne oluyordu? Sonradan okunan bildiri ile bir darbe girişimin başladığını öğrendik. Peki biz ne yapacaktık veya ne yapmalıydık? 
 Biraz oturdum ve düşündüm. Rabia 'ya benim gitmem gerektiğini, evde duramayacağımı  söyledim. Kiminle gitmeliydim, kim giderdi? Hemen Sezai 'yi aradım sanırım saat 00.15 civarıydı. Olaylardan haberi olduğunu, birazdan evden çıkacağını söyledi.

Hemen abdest alıp üzerimi değiştirdim. O anki duygularımı anlatamam. Eşimle helâlleştim ve uyuyan çocuklarımı öptüm.

Mustafa Kemal Paşa Bulvarı üzerindeki AK PARTİ binası önündeki arkadaşlarımızla buluştuk. Herkes birbirine soruyordu. "Ne oldu? Durum ne? İstanbuldan haber var mi? Ankara 'da durum nasıl? Incirlik 'te neler oluyor?" Ayında soruların cevaplarını belli ki o anda kimse bilmiyordu ama hemen herkes tanıdıklarını arıyorlar ve öğrendikleri bilgileri paylaşıyorlardı. Istanbul 'da olan arkadaşım Murat 'ı aradım. Köprüye yakın olduklarını ,askerlerin hedef gözeterek halka ateş açtıklarını konuştuk. Allahım nasıl da feci bir durum.
O gece başta İstanbul ve Ankara olmak üzere  yurdun birçok yerinde benzer tablolar yaşanıyordu. Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaskanimiz Recep Tayyip Erdoğan 'ın konuşmaları durumun vehametini ortaya koyuyordu. 

Biz ne mi yaptık? Ne olacağını bilmeksizin o meydanda, ağaçlar altında sabahladık. Devamında 30 gün Eğri Ağacın Altında toplandık Sevgili Abim Mehmet Akkoç 'un yanında.

Kimler yoktu ki, Ramazan, Salih, İhsan, Abdülkadir, Nihat Reis, Samet, Hüseyin Abim, Fatih Abim, Kayınpederim, Eşim Rabia ve çocuklarım. Benice 'den Resul Hoca 'ya Sarsal 'dan Sinan Hoca 'ya Hüseyin Hoca 'dan Emin Abi 'ye, Levent Abi 'den Harun 'a, Aladdin Abi 'den Lütfü Abi 'ye ve şu anda ilk aklıma gelenlerini yazdigim tüm dostlar oradaydı. Dile kolay 30 gün nöbet tuttuk.

Hacı Murat Abimin anlattığı , "İncirlik Üssü 'nde bir hareketlilik olduğu söylendiğinde sana baktım uyukluyordun. Hadi Cengiz incirlik Üssünde bir hareketlilik varmış oraya gideriz belki, dediğimde Abi abdestimi alayım hemen gidelim. " anımız  -her ne kadar ben hatırlamasam da- benim için bir mutluluk kaynağı olsa da Rabbim bizlere, milletimize, ülkemize bir daha böyle kara günler yaşatmasın inşallah.

Şehitleri rahmet, hainleri lanetle anıyorum.

15 Temmuz 2022, Saimbeyli

HASTANE

 Bugün akşam namazından sonra annemle birlikte geldik yine. Tıpkı yıllar önce annemle birlikte geldiğimiz gibi. Şimdiki çocuklar tablet, t...